Makale ve Analiz

YENİ YILDA YENİ UMUTLAR

Gazeteci ve Yazar: Esedullah Oğuz

Her anlamda (maddi, manevi, siyasal ve toplumsal) sıkıntılarla dolu 2020 yılını geride bırakırken yeni yılın tüm dünyaya sağlık , barış, huzur ve refah getirmesini diliyorum. Türkmen toplumu olarak, 9 yaşındaki Abdurrauf’un kaçırılması ve elleri zincirli görüntüleriyle korkunç bir travma yaşadık.

Bu süreçte, Avrupa’da, Amerika’da, Türkiye’de ve Arap Körfez ülkelerinde çok rahat bir hayat yaşadığı halde o masum yavrunun elleri zincirli görüntüsüyle huzuru kaçan, gözüne uyku girmeyen, iştahtan kesilen, yediği içtiği hiçbir şeyden zevk almayan, vicdanlı, insaflı, yüreği insan sevgisiyle dolu binlerce kardeşimizi tanıma fırsatı bulduk.

O insanların çocuğu kurtarmak için madden ve manen seferber olduğunu gördük. Buna karşın, kendi çıkarları için her yere koşturan, ufacık bir gelir için bile her türlü şaklabanlığı yapan büyüklerimiz ve aydınlarımız dediğimiz kimi şahısların 9 yaşındaki bir çocuğun elleri zincirli görüntüleri ve zavallı annesinin feryatları karşısında bir odun kadar ruhsuz ve tepkisiz kaldığını gördük. Aynı şekilde edep ve namus timsali genç kızlarımızın birçok erkekten daha erkek, daha mert haykırışlarına, adalet uğrundaki çığlıklarına şahit olduk.

ABD’de her türlü tehlikeden uzak rahat bir hayat yaşadığı halde Abdurrauf’un kaçırılmasından beri gözünü bir an olsun Yari TV’nin amatörce yayınlarından ayırmayan, Türkmen çadırındaki gelişmeleri an be-an izleyen gözlü yaşlı, yüreği yaralı kız kardeşlerimizi tanıma fırsatı bulduk. Türkmen halkının yaşadığı travmayı dünyaya anlatmak için, tek başlarına bile olsa büyük bir yayın kuruluşu gibi çalışan Zahir Devran ve Sait Sadat gibi genç medya yıldızlarımızın insanüstü çabalarını yakından izledik.

Son bir iki ay içerisinde mert sandığımız birçok insanın ne kadar namert, bilinçli ve sorumlu aydın sandığımız birçok kişinin de ne kadar çapsız ve ruhsuz olduğunu gözlemledik. Aydın olmak sadece dört tane şiir, bir iki kitap veya birkaç makale yazmaktan ibaret değildir, aksine insan vicdanını böylesine derinden sızlatan kader anlarında aldığı eğitimin hakkını vermek, halkın sesi olabilmektir.

Aman Deli gibi halkın bağrından çıkmış, eğitimsiz bir halk sanatçısı bile profesör, vekil, müşavir veya bakan unvanlı birçok sözde aydınımızdan daha mert, yürekli ve vicdanlı çıkmıştır, çünkü böylesine hassas bir anda sazı ve sözüyle acı dolu yürekleri teselli etmiştir. Artık tüm umudumuz gençlerimizdedir. Her biri kendi dallarında uzman, pırıl pırıl, yürekli mert, idealist ve halkına hizmet için koşturmaya hazır muazzam bir eğitimli ordusuna sahibiz.

Umudumuz ve beklentimiz, bu genç eğitimli ordumuzun tek bir çatı altında birleşip siyasi bir güce dönüşmesi ve Abdurruaf olayı gibi bir facianın bir daha tekrarlanmaması için yönetimin her kademesinde yer alması ve sorumluluk üstlenmesi. Bu son facia, kardeş ve soydaş sandığımız insanlardan ve ülkelerden bize hiçbir yardımın olmayacağını açık bir şekilde gösterdi. Öyleyse, bu faciadan gereken dersleri alacağız ve kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Büyük Atatürk’ün dediği gibi, muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil Türkmen kanında mevcut zaten, yeter ki birlik olalım.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu